Anadoluca

AsKlaRIN NeSeSi De O'duR, GaMI Da..

Öyle 'içimsin' ki, sevgili... ( Yorumsuz bir baslik ) :)

11/3/2007 ·

Öyle 'içimsin' ki, sevgili...
DR. CAN ÖNER
Sevgili Ailem okurları, bu yazıyı geçen yıl Dr. Can’ımızdan, yani. Dr. Mehmet Ayvacı ağabeyimizden istemiştik. O da bizi kırmayıp hemen yazıp göndermişti. Biz de uygun bir vakitte gireriz diye bekletiyorduk. Kısmet bugüneymiş. Ailem


Tamirci çırağı, tulumunu giymiş, yüzü gözü motor yağına, egzoz kirine ve kaporta çamuruna bulanmış vaziyette, altına yattığı arabanın fettan, sarışın, burjuva güzeli, yüksek topuklu, naylon çoraplı şuh sahibesinin aşkıyla yanıp tutuşuyordu.

İşi bitince arabayı arapsabunuyla köpürtüyor, az kullanılmış süngeri ile okşarcasına siliyor, paspasları şişenin dibindeki limon kolonyası damlaları ile tütsülüyordu...

Nihai hamle kalmıştı. Sevdalısı neredeyse arabayı almaya gelmek üzereydi. Helaya girip kırık aynasını kullanarak, gres yağından mamul jölesini kullanarak saçlarına sürdü. Şimdi de sıra tükürüğü ile kaşlarını düzeltmeye, egzoz isi dudaklarını diliyle temizlemeye gelmişti.

Kirli tulumlarını çıkardı, gömleğini çekiştirerek düzeltti ve pabucunu ÜSTÜBÜ ile sildi...

Bildik, sert ve kırıcı bir sesle;

-GİY DEDİ TULUMLARI” ustası, İŞÇİSİN SEN, İŞÇİ KAL! BURADA BEN (yani ustan) VARKEN SANA MI KALMIŞ ELİN DİLBERİNE AŞIK OLMAK!

Artısı var eksiği yok 30 sene evvel ziyaret için geldiğim İstanbul’da bir bulvar kahvesinde Şubat’ın 14’ünde kahvecinin teybinden yükselen bir şarkıydı. İstanbul bahara durmuş her köşesini, her kişisine aşık ediyor, bense İstanbul’un her dönemecine aşık, büyülü Bizans matmazelini, soylu Osmanlı hanımefendisiyle topluyor, tuttuğum aşkları çıkarıyor, Yeditepe ile çarpıyor, atımı alıp ÜSKÜDAR’ı geçiyorum. İçim burkuluyor tamirci çırağına. Hâlâ öldüğüne inanamadığım Cem Karaca ustaya “bir görsem soracağım” derim hep. “N’oldu o çırak, kalfa ya da usta oldu mu? O kadınla evlendi mi?”

Onun arabası var
Güzel mi güzel,
Bastı mı gaza
Gider mi gider
Aman gizli tutalım
Ustam duyarsa ne der? (hesabı)

***

Şimdiki sevgililer öyle mi ya?..

- Bana NİCK’ini verir misin seni arıcam.

- E-mail gönderdim ulaşmadı. MESİNCIR adresin var mı?

- Bana 2 dk. izin ver. MeSaNe’den görüştüğümüzden olsa gerek tuvalete gidip gelicem. Sık sık gidiyorum.

- Sana sevgili.com’dan gül gönderdim aldın mı?

- Evet teşekkürler. Çok güzel kokuyor.

- Senin server’ına girdim oradaki Ali, Veli, Ahmet kim?

- Ben de geçen gün senin mesajlarını okudum. Yazıklar olsun sana. Hale, Lale, Jale’yi biliyorum artık. Hain.

- Haydi kızım başka kapıya.

- Hüngür...

Ya da kullanılan cümleler biraz farklı:

- Su-i zan etme lütfen. Ne babanın zenginliği ne de senin güzelliğin. Ben senin ruhunu sevdim. İmanını. Başörtünü...

- Ben de hep takva sahibi, içkisi kumarı olmayan, insanlığa hizmet aşkında bir beyle evlenmek istemişimdir. Burçlar da uygun.

- Her gün Cevşen okuyorum. Bir de Cevşen astım boynuma. Seninle cennete uzanan beraberliğimiz için...

- Ben de nazar boncuklu bilekliğimi hiç çıkarmıyom. Annem de muska yazdırmış. Aşkımıza kurşun da döktürcem inşallah.

- İnternetten gönderdiğin fotoğrafın çok güzeldi. Yüzünden nur akıyo. Sen peygamber sülalesinden misin?

- Senin fotoğrafın da çok hoş. Annemler şüphelenmesinler diye okuduğum hadis kitabının arasına koydum. Adın da Enes ya, görürlerse bile Hz. Enes (ra) zannederler.

- Diyosun sen? Bak ne dicem artık görüşsek bi yerlerde...

- Caiz mi? Zaten babam duyarsa öldürür beni.

- Bişi olmaz. İmam nikahı yaparız tamamdır.

3 AY SONRA -bir mektup-

- Dr. Can abi… Hüngür + HÜSRAN + DEPRESYON!..

Hamburgerim NETTEN
SEVGİLİM CHAT’TEN
Hazlarım İNTERNETTEN
Bir elimde fare, bir elimde klavye
İnsan mıyım ben kemikten ETTEN?..
Bugün Sevgililer Günü diye,
İki kontörü mesaj çektim CEPTEN…
Bu devirde böyle kutlanır aşklar
Olsa da dijital, olmasa da KALPTEN

 

Aslina bakarsaniz bende merak etmedim degil, o ciraga ne oldugunu.Bu yaziyi yazan kisi demiski:  ''Öyle 'içimsin' ki, sevgili...''  Gunumuzde bu cumleyi gercekten icten soyluye bilecek insanlar varmidir aceba? Yada sevgisini bu kadar derin yasayan insanlar?

 

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=3&hn=5359 

Yorum (2) Yorum yaz!

Acele karar

11/3/2007 ·

Acele karar vermeyin
Samet 87. Anadolu
Can abi. ÖSS’yi kıl payı kaçırdım. Annem ve babamın arası limoni. Dayım beni Almanya’ya yanına dürümcü olarak alacaktı.
Vize sorunu çıkardılar. Ruhum daralıyor.

DR. CAN

Sevgili Samet. Dilden dile, kuşaktan kuşağa, asırlardan asırlara güzel, teslimiyetçi, tevekkül kokan sözlerimiz vardır ya hani, “Hayırlısı”, “Her şeyde bir hayır var”, “Sizin şer zannettiğiniz şeylerde hayır, hayır zannettiğiniz şeylerde de şer vardır.” gibi. Çin düşünürü Lao Tzu’nun öyküsü de şöyle:

Köyün birinde yaşlı bir adam varmış. Bir oğlu bir de kralın bile kıskandığı atı varmış. Kral, büyük paralar teklif edip elçiler gönderdiği halde atını satmamış. “Bu at benim için bir dost. İnsan dostunu satar mı?” dermiş.. Bir gün atı kaybolmuş. Köylü yaşlı adamın başına toplanıp “Seni ihtiyar bunak! Bu atı çalacakları belliydi. Satacaktın krala, beyler gibi yaşayacaktın!” demişler. Yaşlı adam “Karar vermek için acele etmeyin, sadece at kayıp deyin. Çünkü gerçek sadece bu!” demiş. 15 gün sonra at çıkagelmiş. Meğer ormana gitmiş. Yanında da 12 yılkı atı getirmiş. Köylüler yine toplanmışlar. “Haklı çıktın bak şimdi at sürüsüne sahipsin.” demişler. Yaşlı köylü de “Karar vermek için yine acele ediyorsunuz. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Ondan ötesi talih mi, talihsizlik mi bilemiyoruz!” demiş. Köylüler bu defa açıkça alay etmişler. Bir hafta geçmeden adamın tek oğlu attan düşüp ayağını kırmış. Köylüler hem “geçmiş olsun”a hem de “haklıymışsın”a gelmişler bu kez. İhtiyar bilge ise; “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz o kadar acele etmeyin. Oğlumun bacağı kırıldı o kadar. Evet, bana bakacak kimsem yok. Bu gerçeğin ötesini kimse bilemez. Hayat küçük parçalar halinde önünüze gelir. Ve ondan sonra neler olacak size bildirilmez. Birkaç hafta sonra ülkeye düşmanlar saldırır. Baş edilecek cinsten değildir. Kral adamlarını yollar. Tüm köy, kent kasabalardan gençleri toplar askere alır. Bir tek ihtiyarın oğlunu ayağı kırık diye götürmezler. Tüm köylü ağlamaktadır. Savaşın kazanılması imkânsız olduğu gibi oğulları ya ölecek ya esir düşeceklerdir. Gelirler ihtiyar adama, “Gene haklılığın çıktı ortaya!” derler. Yaşlı adam; “Siz erken karar vermeye devam edin. Oysa ne olacağını kimse bilemez.” Bilinen tek gerçek şu ki; oğlum yanımda sizinkiler ise askerde. Ama bunlardan hangisinin talih hangisinin şansızlık olduğunu sadece ALLAH biliyor.”

Sevgili Samet. “Karar” aklın durmasıdır. Bir kere “karar” verdin mi akıl o konuda düşünmeyi bırakır. Oysa gezi asla sona ermez. Başarılar.

 

http://ailem.zaman.com.tr/?hn=3968

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »